
CHP’NİN EVRİMLEŞME SÜRECİ
Kendisini, Cumhuriyetin kurucusu (mutlak ) olarak adeta dikte eden Chp, 27 yıllık kesintisiz iktidarı sonrası bir daha iktidar olamamıştır. Ancak iktidar olduğu süreç zarfın da kendi elitist tabakasını oluşturmuş, kendi sermaye çevresini oluşturmuş ve kendi seçkin tabakasının sırtın da hayli uzun yıllar soluk alabilmiştir. Bir bakıma bu saydığımız çevreler Chp’nin can suyu olmuşlardır. Adeta kronik bir bağ kurumu sayesinde, bu bağı bir bakıma kendisine teselli kaynağı edinmiştir. Zira büyük halk kitlesin karşısın da tüm espri ve inancını kaybetmiş ve bir türlü inanılan, güvenilen bir parti olamamıştır. En son 1971 darbesi sonrası Bülent Ecevit’in genel başkanlığın da yüksek bir oy almış ancak yine tek başına iktidar olamayıp Demirel’in başkanlığını yaptığı Adalet partisi ile koalisyon kurmuştur. Ancak Chp için asıl Vahamet bundan sonra ki süreçte başlamaktadır. Zira aradan geçen yaklaşık 45 yıllık süreçte değil iktidar olmak yanından dahi geçemeyecektir Cumhuriyet Halk partisi. Tüm bu kötü süreç gerek dışarıdan ve gerekse iç kamuoyu tarafından dikkatle takip edilmektedir. Öyle ki ‘’ ne olacak bu Chp’nin hali ‘’ söylemi moda olacak dilden dile dolaşacaktı. Ak parti ’nin 2001 yılın da kurulması ve hemen bir sonra ki seçim de %34 gibi bir oy alarak tek başına iktidara gelişi bir bakıma Chp’nin evrimleşme gerekliliğinin ( ! ) fitilini ateşlemiştir. Üst akıl artık kararını vermiştir Chp baştan aşağı değişmeli ( değiştirilmeli )dir. Ve bu süreç çirkin bir kasetin devreye sokulması ile start almış ve hemen akabinde uzun yıllardır Chp genel başkanlığını yapan Deniz Baykal’ın istifası gelmiştir. Ve kısa zaman sonra yapılan genel kurul da Kemal kılıçtaroğlu Chp genel başkanlığına getirilmiştir. Ancak devinim ve dönüşüm bununla da sınırla kalmadı ve kalmayacaktır da zaten. Üst akla göre mesele sadece genel başkan meselesi değildi. Kendisini sosyal demokrat olarak konumlandıran bir partinin sosyal tabaka ile hiç alakasının olmaması ve bu sosyal tabaka nezdinde ederinin olmaması yine partinin evvela ve mutlaka kendisi ile çelişmesinin dayanılmaz bir noktasını teşkil etmekteydi. Sosyal demokrat bir parti, ne hikmetse sadece burjuvazinin sırtın da yol alıyor ve dirsek temasından çok öte de olan bu ilişki sıcaklığı sermaye çevresi ile devam etmekteydi. Dolayısıyla yapılacak ameliyat girişimi daha köklü ve daha kapsamlı devam etmeliydi..(! )
Ve üst akıl genel başkanlığa oturttuğu Kemal Kılıçtaroğlu ile beraber tüm yönetim kadrosunu da oyunun dışına attı. Bu durum beraberin de ciddi aykırı seslerin çıkmasına, parti içi ciddi kavgalara kadar gitti. Ancak dediğimiz gibi okyanus ötesi üst akıl hükmü vermişti bir kere…
Değişim ve dönüşüm devam etmekteydi. Hoş, bu devinim ve dönüşüm devam ederken her ne kadar içerden bir takım aykırı sesler çıkmış olsa da , ‘’ aradan geçen 45 yıllık süre içerisin de neden iktidar olamıyoruz ‘’ sorusu tüm Chp enteljensiyası’ndan tabana kadar hayat bulmuş bir sıkıntı olması dolayısıyla, dönüşümdeki radikal kararlar bile görmesi gerektiği kadar aykırı bir duruş ile karşılaşmayacaktır. Zira yara derindir ve derindedir. Ve devam ediyor kıyım. Deniz Baykal yönetimin de olan tüm eski toplar bir bir tasfiye ediliyor ve Chp yönetiminden uzaklaştırılıyordu. Ancak dönüşüm bunlarla da nihayet bulmayacaktır. Zira iktidar da olan partinin halk ile kurduğu sıcak ve kabul gören söylemleri bir bakıma Chp’nin kendi elleriyle yaptığı puttan helvasını yine kendisinin yemesine kadar götürecektir. Çünkü, Chp demek altı ok demek ama özellikle de Laiklik demekti. İşte bu süreç Chp’nin tüm değerlerini sorguladığı ve daha da ötesi arkaya attığı ve keskin virajların alındığı bir süreç olacaktır. Geçen onca siyasi yaşamı boyunca ve hatta kuruluş felsefesinin amentüsünü oluşturan altı ok ve onların da omurgası olan Laiklik savunuculuğu sonucun da din ve dinsel söylemler ile kendi arasına haylice uzun mesafe koymuş olan Chp artık yüksek çıtadan dinsel ifadeleri kullanacak ve bunları kullanırken de sınır bile tanımaz olacaktır. Öyle ki kendi geçmiş tarihi itibarıyla ağır şekil de eleştirilen Chp bir bakıma günah çıkarmaya başlayacak ve adeta kendi geçmişi ile yüzleşmeye kadar götürecektir bu süreci. Bu durum Chp’ nin kendi içerisin de can acıtıcı, kahredici tartışmaları doğurmuş olsa bile Üst akıl bunun böyle olmasını emretmişti bir kere…
Ve Chp düne kadar sürdüre geldiği sol, sosyalizm, eşitlik gibi tüm söylemlerine de neşter vurmaya başladı. Sol şeritte olduğunu iddia eden Chp artık hızlı ve çok tehlikeli bir şekil de şerit değiştirmeye başladı. Üst yönetim kadrosundan tasfiye edilen ulusalcıların yerine sağ ve hatta Muhafazakâr kesimler takviye edilmeye başlandı. Chp kendisini revize ediyordu. Tarihi boyunca en yüksek valüm’den seslendirdiği tüm değerlerini bir bir diskalifiye ediyor ve bambaşka bir kimliğe bürünüyordu artık. Bu saydıklarımız dışında gelişen daha başka değişimler sonucunda ortada başka değil bambaşka bir Chp arz-ı endam ediyordu artık. Bütün bu talep ve uğraşıların yaklaşık 50 yıllık iktidar özlemi duyan bir parti için gerekli olduğu kanısı cılız bir şekilde seslendirilmiş olsa bile unutulan çok önemli bir gerçek vardı, taklit aslın yerini almıyordu…
Chp ‘nin yerini almaya çalıştığı kulvar çoktan alınmış ve halkın gönlün de o yeri hak ettiği şekilde doldurmayı da başarmıştır. Dolayısıyla Chp belki de anlamsız bir kavga veriyordu. Üstelik bu kavgayı kendisini ve tüm değerlerini de iptal ve inkar ederek yapıyordu. Ve Chp artık Chp değildir…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder