7 Mart 2016 Pazartesi

CİNSEL AÇIDAN BASKI ALTINDA YETİŞMENİN SONUÇLARI...

CİNSELLİK VE BASKI
 Birçok ülke de olduğu gibi bizim Ülkemizde de ilgilenilmesi, konuşulması ve yaşanılması bir tabudur cinsellik. Bazen dinsel algı bazen kültürel yorum ve bazen ritüeller manidir cinsellik ile ilgilenmeye ve konuşulmaya. Bütün bunların yanı sıra cinsellik ve yaşanmışlıklara dair utanç verici, ürkütücü örneklerin de bu baskısal durumun oluşmasında azınsanmayacak derece de katkısı olmuştur. Saydığımız ve sayamadığımız bir sürü gerekçe ve neden cinsellik öğretisi ve yaşanmasın da baskısal bir mantığın oluşmasın da ciddi faktörleri olmuştur. Burada ki en büyük hata ve yanılgı, suçun bizatihi cinselliğin kendisine yüklenmesin de yapılmıştır. Oysa cinsellik insan ile yaşıt bir eylemdir ve insan var olduğu sürece de varlığı kaçınılmaz olarak hükümran olacaktır insan yaşamın da. Bu durum da cinselliğe bakış açımız ve yorumlama tarzımızı bir kez daha ama daha rasyonel şekil de ele almamız gerekmektedir. Cinsellik ne korkulacak ne utanılacak bir eylem değildir. Kaldı ki cinselliği konuşmanın, cinselliğe dair bilgiler edinmenin mutlak karşılığı hemen yaşanılacak demek değildir. Bizler bu ikisinin birbiri ile ayrılmaz ikili gibi yorumlamamız sayesin de ciddi hatalara girişiyoruz. Bilmek ile yaşamak arasın da bir ilinti bağının olması, her ne olursa olsun bilmek = mutlak yaşamaktır gibi bir saplantıdan derhal uzaklaşmamız gerekmektedir. Elbette ki cinsellik çok önemli ve kendi içerisin de bir çok değer, anlam ve kutsaliyet içermektedir. Dolayısıyla herkes ile, her zaman ve mekan da yaşanılacak basit ve sıradan bir eylem ve olgu değildir. Nasıl ki tuvalete gitmenin bile bir edep ve ahlakı var ise cinselliğin de kendi içerisin de bir edep ve ahlaki bütünlüğü vardır. Ancak bu durum cinsellik gibi önemli bir objeyi yok saymayı ve konuşmayı bile reddedip hepten baskılar altına almayı gerektirmemektedir. Mesele konuşmamak, çocuklarımızı bu önemli olay ve olgudan mahrum bırakmak ile çözülür bir sorun değildir. Çocuklarımıza cinsellik açısından bilgi verirken utanmadan, çekinmeden verebilmeliyiz. Ancak bu bilgi veriş sonrasın da asıl ve asal olanın doğru zaman da, doğru yerde ve doğru kişi ile yaşanmasının öğretisinde olduğunun bilinci ile konuşmalı ve yetiştirmeliyiz. Zira cinsellik her şey de olduğu gibi manasız, mantıksız ve içi bu denli boşaltılan hayvani bir dürtü değildir. Dolayısıyla Cinsel Açıdan Baskı İle Yetişme ve yetiştirme sonrasın da, hiç konuşulmamış, bilgisi verilmemiş ve aynı zaman da yaşanılmamış bir eylem daha vahim sonuçların doğmasına sebep olmaktadır.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder