İKTİDAR VE SOSYAL MEDYA SAVAŞI
Bu kavga bireyin kendisi ile başlamaktadır adeta. her birey tüm düşünce, tez , üretim , icraat ve siyaset anlayışının mutlak doğru olduğu ve tartışılmaz gerçek olduğu inancındadır. Bu inanç daha sonraları kurumsal ve kuruluşsal tüm organizasyonlarımızı da kuşatmıştır adeta. Gerek bireysel ve gerekse toplumsal bazda bakabilmekle beraber bir kurum veya kuruluş bile olsa kendi oluşum, üretim siyaset ve varlığının olumlanmasını ve yaptığı icraatların kutsanmasını istemektedir. kimselerin işine gelmiyor eleştirilmek . Herkes kendisinin mutlak doğru olduğu inancıyla hareket etmektedir. Bu inanç beraberin de eleştiriye bakış açısını da olumsuz etkilemektedir. Her iktidar kendince doğru yaptığı inancıyla her icraatının herkes tarafından arkasın da durulmasını istemektedir. Bu istek kuşkusuz doğru bir istek değildir. Zira toplam akıl ortak akıl vazgeçilemez bir gerçektir. Bu gerçek hem bireysel hem toplumsal ve hem de kurumsal bütün oluşumla da hak ettiği değeri kazanamadığı müddetçe bu yaman kavga ve yaman çelişki sürüp gidecektir. Aslın da bu anlamsız ve ülkemize büyük zararlar getiren kavganın en temel sebebini bireyin kendisi teşkil etmekle beraber düzeltecek olan da yine bireyin kendisi olacaktır. Bizler birey olarak nedenli ortak akla eleştiri ve önerilere açık olabiliyorsak bu anlayışımızı da iktidar anlayışına enjekte edebileceğiz. Kendimizi ve düşüncelerimizi kutsamamayı bizlerin de hata ve yanlışlar yapabileceğini anlayabildiğimiz oran da toplumsal ve kurumsal devinim ve dönüşümlerin de öncüsü olacağız demektir. Unutmamalıyız ki her birey kendince bir iktidardır. Her birey kendi iktidarına dokunulmasına izin verebildiği oran da gelişim sağlayacaktır. ve bu gelişim kaçınılmaz olarak toplumu kuşatacak ve bu kısır döngüden sıyrılmamızın kilometre taşlarından birisi olacaktır. Tüm bunların yanı sıra eleştiri ile kavga, hakaret etme arasında ki o devasa farkın farkındalığın da olmakta hem bireysel ve hem de toplumsal gelişimimizi sağlayacaktır. Zira eleştiri adı altında yapılacak tüm öneriler içerisin de hakaret barındırdığı sürece içeriğinde ki doğruların da anlamsızlaşması gibi kötü bir durumu ortaya çıkarmaktadır. Bu çok önemli durum sebebiyledir ki ne söylediğimizin önemi kadar nasıl söylediğimiz de o denli önemlidir. Bütün bunların yanı sıra aşırı ideolojik aidiyetler çoğu zaman gerçekleri görmemize de engel olmaktadır. Sizden olmayan, karşı olduğunuz bir fraksiyonun görüş ve önerisi her zaman için hatalı ve yanlıştır inancı iletişim arasında ki ahengi ve kazanımları da ne yazık ki ortadan kaldırmaktadır. bu hem iktidar ve hem de toplumun büyük zaaflarından birisini oluşturmaktadır. Hal böyle olunca gücü elinde bulunduran yek diğerini al aşağı etme , sesini kısma yol ve yöntemlerini devreye sokmaktadır .HALİYLE İKTİDAR İLE MUHALİF SÖYLEMLERİN DİLE GETİRİLDİĞİ SOSYAL MEDYA ARASINDA Kİ AMANSIZ KAVGA BAŞLAMAKTADIR .
Bu kavga bireyin kendisi ile başlamaktadır adeta. her birey tüm düşünce, tez , üretim , icraat ve siyaset anlayışının mutlak doğru olduğu ve tartışılmaz gerçek olduğu inancındadır. Bu inanç daha sonraları kurumsal ve kuruluşsal tüm organizasyonlarımızı da kuşatmıştır adeta. Gerek bireysel ve gerekse toplumsal bazda bakabilmekle beraber bir kurum veya kuruluş bile olsa kendi oluşum, üretim siyaset ve varlığının olumlanmasını ve yaptığı icraatların kutsanmasını istemektedir. kimselerin işine gelmiyor eleştirilmek . Herkes kendisinin mutlak doğru olduğu inancıyla hareket etmektedir. Bu inanç beraberin de eleştiriye bakış açısını da olumsuz etkilemektedir. Her iktidar kendince doğru yaptığı inancıyla her icraatının herkes tarafından arkasın da durulmasını istemektedir. Bu istek kuşkusuz doğru bir istek değildir. Zira toplam akıl ortak akıl vazgeçilemez bir gerçektir. Bu gerçek hem bireysel hem toplumsal ve hem de kurumsal bütün oluşumla da hak ettiği değeri kazanamadığı müddetçe bu yaman kavga ve yaman çelişki sürüp gidecektir. Aslın da bu anlamsız ve ülkemize büyük zararlar getiren kavganın en temel sebebini bireyin kendisi teşkil etmekle beraber düzeltecek olan da yine bireyin kendisi olacaktır. Bizler birey olarak nedenli ortak akla eleştiri ve önerilere açık olabiliyorsak bu anlayışımızı da iktidar anlayışına enjekte edebileceğiz. Kendimizi ve düşüncelerimizi kutsamamayı bizlerin de hata ve yanlışlar yapabileceğini anlayabildiğimiz oran da toplumsal ve kurumsal devinim ve dönüşümlerin de öncüsü olacağız demektir. Unutmamalıyız ki her birey kendince bir iktidardır. Her birey kendi iktidarına dokunulmasına izin verebildiği oran da gelişim sağlayacaktır. ve bu gelişim kaçınılmaz olarak toplumu kuşatacak ve bu kısır döngüden sıyrılmamızın kilometre taşlarından birisi olacaktır. Tüm bunların yanı sıra eleştiri ile kavga, hakaret etme arasında ki o devasa farkın farkındalığın da olmakta hem bireysel ve hem de toplumsal gelişimimizi sağlayacaktır. Zira eleştiri adı altında yapılacak tüm öneriler içerisin de hakaret barındırdığı sürece içeriğinde ki doğruların da anlamsızlaşması gibi kötü bir durumu ortaya çıkarmaktadır. Bu çok önemli durum sebebiyledir ki ne söylediğimizin önemi kadar nasıl söylediğimiz de o denli önemlidir. Bütün bunların yanı sıra aşırı ideolojik aidiyetler çoğu zaman gerçekleri görmemize de engel olmaktadır. Sizden olmayan, karşı olduğunuz bir fraksiyonun görüş ve önerisi her zaman için hatalı ve yanlıştır inancı iletişim arasında ki ahengi ve kazanımları da ne yazık ki ortadan kaldırmaktadır. bu hem iktidar ve hem de toplumun büyük zaaflarından birisini oluşturmaktadır. Hal böyle olunca gücü elinde bulunduran yek diğerini al aşağı etme , sesini kısma yol ve yöntemlerini devreye sokmaktadır .HALİYLE İKTİDAR İLE MUHALİF SÖYLEMLERİN DİLE GETİRİLDİĞİ SOSYAL MEDYA ARASINDA Kİ AMANSIZ KAVGA BAŞLAMAKTADIR .
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder