8 Şubat 2016 Pazartesi

SİNSİ VE TEHLİKELİ KOAH...

SİNSİ VE TEHLİKELİ KOAH
                                                           
KOAH Nedir?

KOAH, koroner obstruktif akciğer hastalığı olan bir hastalıktır. Akciğerimizin en küçük parçası olan ve kanın oksijen değer dengesini sağlayan alveollerin genişlemesi nedeni ile oluşan bir hastalıktır. Nefes alıp veverişte ki ritim bozukluğu, aldığımız nefesin yetmemesi ve soluk alış veriş kalitesinin belirgin şekilde bozulmasıdır. Sistemin orijinal dengesinin bozulması, tedavi ve telafi edilme imkanı olmayan bir rahatsızlıktır. Kalıtsal öksürük nöbetleri ve balgam la kendini gösterir. KOAH hastalığı bronşit ve amfizem hastalıklarının ortak bileşkesidir.


 Tedavi girişimleri hastalığın gerilemesin de etkin değildir. Sadece hastanın hayat kalitesini yükseltmek veya hastalığın ilerlemesini önleyen bir müdahale çeşididir. Hastalığın en başat ve öncül gerekçesi sigaradır. Hastanın sigarayı derhal bırakması ve hatta pasif içici durumun oluşmaması için bile azami özen göstermelidir. Zira sigara içilmese dahi pasif etkileşim bile uzun süre akciğer hastalığına maruz kalmanın yanı sıra KOAH dahil, bütün akciğer hastalıklarına davetiye çıkaran önemli bir durumdur.

Koah Nasıl Tedavi Edilir?

Kesin ve kalıcı bir tedavisi olmayan koah, yapılan müdahalelerle sadece ve sadece hastalık durumunun ilerlemesi önlenmektedir. Bu anlam da yapılan tedavisel müdahaleler şöyle sıralanabilir.

Sigara mutlak terk edilmesi, pasif rurumlarla bile karşılaşılmaması için uyarı, ikaz ve önlemlerin alınması.
Tedavi, mutlaka ama mutlaka dikkatli, düzenli ve anlık ara verilmeksizin itina ile uygulanması gerekmektedir.
Ani ve şiddetli Öksürük nöbetlerine derhal müdahale edilmesi.

Sigaranın akciğer üzerinde yaptığı tahribatların ve buna bağlı kalıntıların tedavisi, bronşların açılmasını ve rahatlaması sağlamak adına doğru ilaçlar alınmalı. Bütün bunlar uzman doktor eşliğinde ve kontrolünde yapılmalıdır. Alınacak doğru ilaç ve tedavi, atak durumların da hastayı rahatlatabileceği gibi atak öncesi de atak olmaması için de önemli bir uygulamadır. Aşırı hissiyat ve duygusal travmalar da hastalık üzerin de olumsuz yönde etki edeceği için hastanın psikolojik olarak doğru yönde formüle edilmesi gerekmektedir. Hastalığın yapısı gereği özenle ve altını çize çize vurgulamamız gereken en önemli olay şudur, bu hastalığın tedavisin de en başat aktör yine hastanın kendisi olduğudur. Hasta bu bilinç ile koşullanmalı ve olayın anlam ve önemi defalarca ve azami derece vurgulanmalıdır. Zira zaten tıbbi ve kalıcı bir çözümü olmayan bir hastalık olmasının yanı sıra, birde hastanın bizzat kendisinin duyarsız ve sorumsuz davranması hepten içinden çıkılmaz durumları meydana getirmektedir. Kendi sağlığı ve hayat kalitesinin yükselmesi bizzat hastanın kendisine bağlı olduğu gerçeği her an canlı ve dinamik şekilde vurgulanmalıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder