CİNSELLİK VE BASKI
Birçok ülke de olduğu gibi bizim
Ülkemizde de ilgilenilmesi, konuşulması ve yaşanılması bir tabudur cinsellik.
Bazen dinsel algı bazen kültürel yorum ve bazen ritüeller manidir cinsellik ile
ilgilenmeye ve konuşulmaya. Bütün bunların yanı sıra cinsellik ve
yaşanmışlıklara dair utanç verici, ürkütücü örneklerin de bu baskısal durumun
oluşmasında azınsanmayacak derece de katkısı olmuştur. Saydığımız ve
sayamadığımız bir sürü gerekçe ve neden cinsellik öğretisi ve yaşanmasın da
baskısal bir mantığın oluşmasın da ciddi faktörleri olmuştur. Burada ki en
büyük hata ve yanılgı, suçun bizatihi cinselliğin kendisine yüklenmesin de
yapılmıştır. Oysa cinsellik insan ile yaşıt bir eylemdir ve insan var olduğu
sürece de varlığı kaçınılmaz olarak hükümran olacaktır insan yaşamın da. Bu
durum da cinselliğe bakış açımız ve yorumlama tarzımızı bir kez daha ama daha
rasyonel şekil de ele almamız gerekmektedir. Cinsellik ne korkulacak ne utanılacak
bir eylem değildir. Kaldı ki cinselliği konuşmanın, cinselliğe dair bilgiler
edinmenin mutlak karşılığı hemen yaşanılacak demek değildir. Bizler bu ikisinin
birbiri ile ayrılmaz ikili gibi yorumlamamız sayesin de ciddi hatalara
girişiyoruz. Bilmek ile yaşamak arasın da bir ilinti bağının olması, her ne
olursa olsun bilmek = mutlak yaşamaktır gibi bir saplantıdan derhal
uzaklaşmamız gerekmektedir. Elbette ki cinsellik çok önemli ve kendi içerisin
de bir çok değer, anlam ve kutsaliyet içermektedir. Dolayısıyla herkes ile, her
zaman ve mekan da yaşanılacak basit ve sıradan bir eylem ve olgu değildir.
Nasıl ki tuvalete gitmenin bile bir edep ve ahlakı var ise cinselliğin de kendi
içerisin de bir edep ve ahlaki bütünlüğü vardır. Ancak bu durum cinsellik gibi
önemli bir objeyi yok saymayı ve konuşmayı bile reddedip hepten baskılar altına
almayı gerektirmemektedir. Mesele konuşmamak, çocuklarımızı bu önemli olay ve
olgudan mahrum bırakmak ile çözülür bir sorun değildir. Çocuklarımıza cinsellik
açısından bilgi verirken utanmadan, çekinmeden verebilmeliyiz. Ancak bu bilgi
veriş sonrasın da asıl ve asal olanın doğru zaman da, doğru yerde ve doğru kişi
ile yaşanmasının öğretisinde olduğunun bilinci ile konuşmalı ve
yetiştirmeliyiz. Zira cinsellik her şey de olduğu gibi manasız, mantıksız ve
içi bu denli boşaltılan hayvani bir dürtü değildir. Dolayısıyla Cinsel
Açıdan Baskı İle Yetişme ve yetiştirme sonrasın da, hiç
konuşulmamış, bilgisi verilmemiş ve aynı zaman da yaşanılmamış bir eylem daha
vahim sonuçların doğmasına sebep olmaktadır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder