İnsan, doyumsuz ve tatminsiz varlık....
Bu doyumsuzluk ve tatminsizlik içerisinde debelenirken, küçük şeyler ile mutluluk havanda su dövmek gibidir bir çok kişiye göre. Sanki ulaşılması ve uygulanması imkansız gibidir adeta. Oysa durum hiç böyle değildir. İşe evvela ve mutlaka kendimiz, koşullarımız ve bu koşullar içerisinde ki imkan ve olanaklarımızın ne ve ne kadar olduğunu tespit ile başlamalıyız. zira 100 tl parası olan bir kişinin 100.000 tl'lik bir eve talip olması elbette malayani bir talep ve uğraş olacaktır. Bu tespit aşamasın da uyulması gereken birincil koşul, mutlaka objektif olunması koşuludur. Kendimiz, potansiyelimiz, imkan ve olanaklarımız noktasın da asla kendimize torpil geçmemeli ve alabildiğince dürüst olmamızla birebir alakalıdır. Bizler bu gerçeklerden saptığımız oranda başarıdan ve başarılı sonuçlardan da aynı oran da sapmış olacağız elbette. Dolayısıyla objektif olmak uyulması gereken mutlak bir kuraldır. Bunun ile beraber içimizde ki hırs ve doyumsuzluk tutkumuzu da frenlememiz gerekmektedir. Ölümün mutlak bir gerçek olduğunu , kralların, paşaların ve padişahların bile öldüğü gerçeğini iliklerimize kadar sindirebilmeliyiz aynı zaman da. Hiç bir makam, mevki ve maddi zenginlik kimselerin mutlak malı değildir. Bir gün gelecek herkes bu emaneti teslim edecektir. Olay, eşya ve diğer materyallere bu mantıktan bakarak onların bizler üzerinde ki etkisini kırmalıyız. Elbette yokluk, fakirlik ciddi travmalar oluşturmakta ve oluşan bu travmalar insan da bir takım açlık dürtüsünü olması gerekenin çok daha ötelerine taşımaktadır. Bu durum bizlerin hırs'a dair duygu ve dürtülerini daha bir keskinleştirmekte ve gözlerimizi karartmaktadır. O zaman biz, biz olmaktan çıkıyoruz ve birer canavara dönüşüyoruz. Oysa işe, sahip olduklarımızı büyüterek o sahip olduklarımıza anlamlar yükleyerek yol almalıyız. kolumda ki 100 tl değeri olan saat bir başkasının son model aracından daha sevgili olabilmelidir bizlere. Zira o saat benim ve bize aittir. bize ait olmayan her şey değersiz ve anlamsız olmalıdır bizler için. Ve hatta bize ait olmayan o lüx evler , araçların sahipleri için yapacağımız iyi dilekleri de eklemeliyiz. O kişiler için yapacağımız iyi dilek ve temenniler bizlerin kendimizi daha iyi hissetmemize sebep olacaktır. O lüx ev, o lüx araç sahibine hayırlı olsun ve ailesiyle hayırlı günler de kullanma nasip olsun dua ve temennisi hem insani özelliklerimizi ortaya çıkaracak ve hemde içimizde ki azgın hırs dürtülerinin frenlenmesine de sebep olacaktır. Bu durum bizler de tatmin ve sukünet hislerinin belirginleşmesine zemin hazırlayacaktır.Hırs, intikam, gösteriş gibi negatif duygular bizleri ciddi ve büyük hatalara itecektir. Bu hatalar belki çok utanacağımız , uzun yıllar unutamayacağımız ve belki de ciddi bedeller ödeyeceğimiz kötü koşullara sebep olacaktır.Ve mutlaka ama mutlaka unutulmaması gereken en temel prensip '' HAYSİYET , ŞEREF , İZZET VE ONUR '' İLE SÜRDÜRÜLMÜŞ BİR HAYATA SAHİP OLMAK.İnanmalıyız ki en büyük varlık ve zenginlik işte budur...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder