18 Ocak 2016 Pazartesi

TOPLUMSAL AYRIŞMA VE MERHAMET

Toplum olarak ayrışmanın doruklarındayız artık . arada ki makas öylesine açık öylesine açık ki , kapanır mı sorusu karısın da ağzım açık şaşkın şaşkın baka kalıyorum . Var mıdır bir yolu ve imkanı ? inanın bir gram bile güç yitiremiyorum , bir gram bile umut ve ışık göremiyorum ki , cılız bir sesle de olsa , var diye cevaplayayım . Neden , niçin ve hangi gerekçeler , kimler yüzünden bu hale geldi bu toplum ? bu suru öbeğine herkes kendince bir yorum ve cevaplar verebilir elbette . vermelidir de . Zira ortak aklı oluşturmak ve bu toplumsal yaramıza ortak bir el ile çare aramak , bir merhem sürmek elzemdir elbette . ancak aczane kanaatim , toplum olarak merhameti unuttuk , şefkati attık bir kenara ve bunların tamamlayıcısı olan bağışlama , hoşgörü ve saygı zaten ellerimiz ile imha ettiğimiz değerlerimizdi. zor muydu biraz merhamet sahibi olmak ? imkansız mı birbirimize bir tutam tahammül ? yeri yok mu hayatta bir nebze hoş görünün ? sabır ve sukunet değersiz ve önemsiz öğelermi oldu hayatımız da ? ya da bir başka deyişle biz millet olarak bu muyduk ve böyle miydik ?
Bütün bu sorulara verilecek cevap '' asla , asla ve asla '' demektir elbette . gram gram işlediler  bizleri.gram gram tükettiler . ilmek ilmek dokudular kötü , haşin , merhametten yoksun tüm dürtüleri. kimimiz farkın da olarak kimimiz olmadan çanak tuttuk bu ayrışmaya ve işgale . kimilerinin maddi , kimilerinin makam , mevki çıkarları vardı bu ahlaksız işgale çanak tutuşun da .Ama heyhat biz vasat olanların , sıradan olanların , maddi ve manevi hiç bir çıkarı olmayan milyonların hiç mi rolü yoktu..!? masum muyduk bizler ? ellerimizin , avuçlarımızın tam orta yerinden kayar ve kaçarken huzur , sessizliğe gömülmek yenilir yutulur bir vebal miydi !? Değildi elbette . Sonuçta el birliği ile kendi huzurumuza , kendi yarınlarımıza , kendi kardeşlik ve komşuluk hukukumuza en acımasız darbeleri indirdik . Bir alevi olarak sünni gibi , bir sünni olarak alevi gibi , ? elbette ve kocaman bir hayır . Zaten bu durum anlamsız , gereksiz de , salt homojen bir toplum da etkileşim de yeteri düzeyde olmaz . dolayısıyla renklerin çokluğu bir renk ve ahenk zenginliğidir de aynı zaman da .Ama bizler bu zenginliğe vurduğumuz darbeler ile hayatımızı yine kendimiz ve birbirimize dar ettik . Yaşanılmaz kıldık yaşanılası mekanları birbirimize .Kan , kin ve nefret kusar olduk bir dakikalık konuşmaları bile .Bir dakika bile tahammül edemez olduk birbirimize . Neydi bizi birbirimize bu denli tahammülsüz kılan ? paylaşamadığımız neydi ? bize var olan yek diğerine neden yok ve yasaktı ? bu yasağı kim ne hakla ilan ediyordu ? birileri , bizler adına bir takım yasakları devreye sokarken , bu yasak kapsamının dışın da kalan zümre , iç dünyasın da kıs kıs gülerken aslın da kendi ayağına vurduğunun farkın da değil miydi baltayı ? bilemedik , göremedik mi özgürlük ve huzurumuz , kendi haklarımız değil evvela karşımızda olan zümrenin haklarını savunabildiğimiz oran da mümkündü ...Kürt,ben Türk'üm , Türk ben Kürt'üm , Alevi , ben Sünniyim , Sünni , ben Aleviyim demekle ne kaybederdi ? bir başkası yerine koymak kendimizi , onun haline , duygularına tercüman olmak , onun derdi ile dertlenmek insani bir haslet ve erdem değil miydi ?7
Söylenecek o kadar çok söz var ki , eleştirilecek o kadar çok hatalarımız var ki . eğer bir an evvel körlük , sağırlık , duyarsızlık hastralığımızdan vaz geçmez , say duyu , metanet , şefkat , merhamet harmanını devreye sokmaz ise , kendimizden vaz geçtim çocuklarımız için bir CEHENNEM bırakıyoruz biline..!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder