HAYATLA BARIŞMAK
insan kendi yaşamını ya kendisine mutluluk kaynağı yada zehir eden en ilginç varlıktır. Her iki durum da kişinin kendi ellerindedir. Ya kendimiz ile barışacak hayatın tadını ala ala yaşayacağız ve ya hayatın her anını kendimize zehredeceğiz. Pek tabidir ki herkesin istediği ve mutabık kalacağı durum hayatla barışık olmaktır. herkesin kendisine mutlak ve öncelikle sorması gereken en temel soru şudur ; hayatla neden kavgalıyım sorusudur . Eğer kavga nedenimizi saptayamamışsak barışmamız da o denli olanaksız hal alacaktır. Bilinmesi gereken en önemli etme, hayata kavga etmek için değil , yaşamak için geldiğimizdir . evvela şartlarımızı iyi tespit etmeliyiz. Kimiz, neyiz ve madden manen hangi imkan ve koşullara sahibiz. Bütün bunları iç çekmeden hakkı ile teslim etmeliyiz . bu teslim ediş beraberin de teslim olmamızı ve kanaatkar olmamızı sağlayacaktır. Çünkü bütün kavgalarımızın en temel gerekçesi sahip olduklarımız ile yetinmeyişimizdir. her şeyin en iyisine , en güzeline en değerlisine sahip olma arzu ve güdüsü bizleri daha hırçın daha agresif yapmaktadır. Önü alınamayan bu hırçınlık istenilen hedefe ulaşamadıkça katlanarak devam edecektir. Sonucun da kendi ellerimizle büyüttüğümüz bu hırs durdurulamaz bir hal alacak ve hayatla, yaşamla ve kendimiz ile kavgamızı dayanılmaz boyutlara taşıyacaktır. Oysa HAYATLA BARIŞMAK kişinin sahip olduklarıyla yetinmesi ile mümkündür. imkan ve koşullarımızı fark ettiğimiz oran da koyduğumuz hedefler o denli reel hedef olacak ve onlara ulaşmakta daha kolaylaşacak ve HAYAT BİZE BİZ HAYATA DAHA ANLAMLI BAKACAĞIZ
insan kendi yaşamını ya kendisine mutluluk kaynağı yada zehir eden en ilginç varlıktır. Her iki durum da kişinin kendi ellerindedir. Ya kendimiz ile barışacak hayatın tadını ala ala yaşayacağız ve ya hayatın her anını kendimize zehredeceğiz. Pek tabidir ki herkesin istediği ve mutabık kalacağı durum hayatla barışık olmaktır. herkesin kendisine mutlak ve öncelikle sorması gereken en temel soru şudur ; hayatla neden kavgalıyım sorusudur . Eğer kavga nedenimizi saptayamamışsak barışmamız da o denli olanaksız hal alacaktır. Bilinmesi gereken en önemli etme, hayata kavga etmek için değil , yaşamak için geldiğimizdir . evvela şartlarımızı iyi tespit etmeliyiz. Kimiz, neyiz ve madden manen hangi imkan ve koşullara sahibiz. Bütün bunları iç çekmeden hakkı ile teslim etmeliyiz . bu teslim ediş beraberin de teslim olmamızı ve kanaatkar olmamızı sağlayacaktır. Çünkü bütün kavgalarımızın en temel gerekçesi sahip olduklarımız ile yetinmeyişimizdir. her şeyin en iyisine , en güzeline en değerlisine sahip olma arzu ve güdüsü bizleri daha hırçın daha agresif yapmaktadır. Önü alınamayan bu hırçınlık istenilen hedefe ulaşamadıkça katlanarak devam edecektir. Sonucun da kendi ellerimizle büyüttüğümüz bu hırs durdurulamaz bir hal alacak ve hayatla, yaşamla ve kendimiz ile kavgamızı dayanılmaz boyutlara taşıyacaktır. Oysa HAYATLA BARIŞMAK kişinin sahip olduklarıyla yetinmesi ile mümkündür. imkan ve koşullarımızı fark ettiğimiz oran da koyduğumuz hedefler o denli reel hedef olacak ve onlara ulaşmakta daha kolaylaşacak ve HAYAT BİZE BİZ HAYATA DAHA ANLAMLI BAKACAĞIZ
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder